• Mütefekkir ve Mutasavvıf Yazar

  • Ölçün doğruluk olsun, aleyhinde dahi olsa doğruyu söylemekten çekinme.

  • Sâmiha Ayverdi

  • Sâmiha Ayverdi

  • Haksız olduğun bir mes’elede, haklı olduğuna kendini inandırmaya çalışma.

Copyright 2019 - fakir@fenomen.org

ON DOKUZUNCU YIL

Zeynep Göze Uluant

Bugün 22 Mart 2012. Bundan tam on dokuz sene evvel bir ramazan sabahı, mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi'yi kaybettik. Bayramın ilk günü Merkez Efendi'deki âile kabristanına defnedilirken öğle güneşinin sıcaklığını sırtımda hissetmiştim. Ilık bir mart havasıydı tıpkı bugün gibi…

Aziz ve rahmetli büyüğüm Fethi Gemuhluoğlu, seneler evvel onun bir resmini gördükten sonra hayranlık ve takdirle "bulut gibi" deyivermişti. Öyle bir bulut ki rahmeti kitaplarıydı. Üstelik sessiz sedâsız ve iddiasızca girdiği Bâbıâlî'nin en velûd ve başarılı yazarlarından biri olmasına karşılık acaba bugün kendisini kaç kişi tanımaktadır? Şüphesiz bu sorunun cevabı, tanınması gerektiği kadar tanınmadığı olacaktır. Zira o, bu menzile hiç bir iddiası olmadan fakat ulvî bir gaye ile girmiştir. Bu sebeptendir ki kimseden korkmadan, çekinmeden, dokuz köyden kovulmayı göze alarak fakat seviyesini de düşürmeden mücadeleyi tercih etmiştir. Birçoklarının yaptığı gibi tanınmak adına gayesinden vaz geçmek onun lugatinde yoktu. İşte bunun içindir ki Sâmiha Ayverdi'nin okul kitaplarında adı yoktur. Kendisinin bir metnine dahî resmi okul yayınlarında rastlayamazsınız.

Kimbilir belki de bu tutum doğrudur. Zira Sâmiha Ayverdi'nin hangi cephesi mühimdir diye soracak olursak bu derece çok taraflı bir şahsiyette öncelik sırasını tesbit etmek zor olacaktır.

Devamını oku: ON DOKUZUNCU YIL

NE SANAT, NE YAŞAM

SELİM İLERİ

NE SANAT, NE YAŞAM

Toplu eserini okumaya çalıştığım yazarlardan biri de Sâmiha Ayverdi’dir. Behçet Necatigil’in Edebiyatımızda İsimler Sözlüğüne göre Sâmiha Ayverdi, “heyecanını aile ve toplum geleneklerinden alan, hayat olaylarını çokluk din ve tasavvuf açısından değerlendiren romanlarıyla sanatına bir özellik” sağlamıştır. Özellikle Mesihpaşa İmamı romanında yazar, değişen koşullar karşısında dinin ve törel değerin hangi hükümlerle yüz yüze geldiğini irdeler. Daha önce kaleme aldığı Yolcu Nereye Gidiyorsun, şark kültürünün silinmesine karşı bir isyan sayılabilir. O kadar ki, yazar silinip giden kültür dolayısıyla öncesiz sonrasız bir cehaleti, Batı değerlerinden üstün bulacaktır:

“Keşke benim anam tamamıyla cahil bir kadın olsaydı; zira bilgisiz, fakat görgülerine ve şifahi kültürüne sadık anaların evlatları, bazı noktalarda eksik kalsalar bile, Türk olarak yetişiyorlardı. Garb’a hasret çekip özenecek kadar münevverlenmiş olanlarınki ise yaldızlı, süslü, fakat esas noktaları bozuk, melez ve illetli olarak ürüyordu.”

Böylesi bir algılamayı benimsemek hemen hemen imkansızdır. Bununla birlikte, sözü şark kültüründen açtığında, Ayverdi’nin engin bilgisine, yer yer o kadar canlı anlatımına kapılmamak elde değildir. Yazarın yeni kitabı Hey gidi Günler Hey’i okuyorum şimdilerde osmanlı asırları’nı siyasi çözümlemelerle yansıtan yazar, kimileyin anılarına dalıp gidiyor. Çocuklukla genç kızlık yıllarında gördüğü, Direklerarası’nın ünlü kantocusu Şamram Hanım’ı da bu nedenle anıyor:

“Gerçi kantonun Türk temaşa hayatında, çiftetelli gibi bir geleneği yok idiyse de, rüzgar gibi, sahnenin bir başından öbür başına esercesine uçan genç kadın, kontoya adeta, bir milli çehre vermiş bulunuyordu.”

Devamını oku: NE SANAT, NE YAŞAM

Kalemiyle nesilleri emziren kadın!

Sâmiha Anne sıra dışı bir kadındır.

Sâmiha Ayverdi için ünlü destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu bu ifadeleri kullanıyor! Kadının acziyetini, ezilmişliğini, yokluğunu ve yoksunluğunu dile getirenler bu topraklarda bunların zıddı bir hayat sürmüş, engin kültür ve birikimleriyle var olmuş şahs-ı abide kadınları hiç zikretmezler nedense!

Sâmiha Ayverdi’yi hiç hatırlamazlar mesela…

Bir Osmanlı ve İstanbul yazarı olan bu nadide kadını çok az kadın bilir, çok azı onu okumuş, onun fikirleriyle beslenmiştir. Edebiyat ve kültür çevrelerinde her yaşta ve makamda insanın kendisine “Sâmiha Anne” dediği bu nazif kadın, bilgisiyle, görgüsüyle, hayatıyla nev-i şahsına münhasır bir güzellikle kalplerin en derine nüfuz etmiş olan çok önemli bir kadındır.

Türkiye’de birçok ilk onun öncülüğünde gerçekleşmiştir. Mevlana ve Yunus Emre’nin kitlelere ulaşmasında onun katkıları büyüktür. Konya’da her yıl düzenlenen “Şeb-i Aruz” 1954 yılında ilk kez onun öncülüğünde gerçekleştirilmiştir. Onun eserlerinde ve yaşayışında Mevlana’nın ve eserlerinin büyük tesiri vardır nitekim 1940’lı yıllarda kendisiyle yapılan bir söyleşide “bu aralar neler okuyorsunuz” sorusuna cevaben “yine Mevlana, Divan-ı Kebir ve her şey” diyerek Mevlana sevgisini ve bağlılığını dile getirir. Kırk civarındaki kitaplarının sekizi tasavvuf üzerinedir.

Sâmiha Anne sıra dışı bir kadındır

Türkiye’de “Tarih şuuru ve medeniyet inşası, tasavvuf, İstanbul” gibi konuları ilk kez gündemine alan, onları bir anne şefkatiyle bağrına basan, tefekkür eden, bu mevzular üzerinde yazdıklarıyla insanları derinden etkileyen bir başka kadın yazar daha yoktur!

Devamını oku: Kalemiyle nesilleri emziren kadın!

Okuduğum Sâmiha Ayverdi

Selim İLERİ

Birkaç hafta önce, hayli soğuk bir cumartesi öğleden sonrası, Kubbealtı Vakfı'ndaydım. Çemberlitaş'ta bu vakıf, büyük kapısından avluya girer girmez, beni her zaman çok eskilere, Sâmiha Ay­verdi'nin nitelemesiyle, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları'na alıp götürüyor. 

Ne oluyorsa, nasıl oluyorsa, şehrin hayhuyu, kalabalıklar, yoğun trafik, şu bu, hepsi eriyor, iyice geriye çekiliyor; Peykhane Sokağı'nda daha bir iki adım, siz de Köprülüler çağına geri dönüyorsunuz. Bu zaman kaymasından hoşlandığımı da söylemeliyim.

O cumartesi, değerli dostlarla birlikte, Sâmiha Ayverdi'nin 'eser'ini söyleştik. Dilim döndüğünce, Sâmiha Ayverdi okumalarımı anlatmaya çalıştım.

Ayverdi'yi 22 Mart 1993 tarihinde kaybetmişiz.

Şimdi 1960'lara geri dönüyorum. Ankara Caddesi'ndeki sıra sı­ra kitabevlerinden kitaplar devşirdiğim günlere. Meselâ İnkılâp'tan Reşat Nuri'ler, Kerime Nadir'ler, Türkiye Yayınevi'nden Ab­dullah Ziya Kozanoğlu'nun tarihî romanları, Kanaat'tan Nahid Sır­rı Örik, Atlas Yayınevi Hüseyin Rahmi'leri yeniden yayımlıyor!..

Bazı kitabevlerinde eski basım kitaplar hâlâ bulunuyor. İşte, Gay­ret Kitabevi'nden, 1941 basımı, her nedense kapaksız, Ateş Ağacı. Ateş Ağacı Sâmiha Ayverdi'nin üçüncü romanıdır:

"Muhit değiştirmeyi ben, resimli bir kitabın sahifelerini çevirmeye benzetirim. Bakan göz hep aynı göz, çevrilen sahifeler hep aynı kitabın sahifeleridir. Fakat manzaralar ve dolayısıyla intibalar başkadır."

Devamını oku: Okuduğum Sâmiha Ayverdi

SÂMİHA AYVERDİ'nin Târihe Bakışı

Sâmiha Ayverdi'nin târihle ilgili eserlerinin ve bu eserlerinde ele aldığı konuların çeşitliliği bu kısa tebliğ çerçevesinde onun bütün görüşlerine yer vermemize imkân vermemektedir. Onun için biz bu tebliğimizde bazı ana çizgileri vermekle yetineceğiz.

Sâmiha Ayverdi'nin târih görüşünü doğru bir şekilde değerlendirebilmek için onun mütefekkir bir mutasavvıf olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Sâmiha Ayverdi târihle ilgili eserlerini târih ilmine katkıda bulunmak için değil, Türklüğü yeniden ayağa kaldıracak değerleri târihten çıkarmak ve geleceğe sunmak için yazmıştır. Bu görüşümüz onun târihle ilgili fikirlerini en fazla yansıtan eseri olan Türk Târihinde Osmanlı Asırları kitabının önsözünün ilk cümlelerinde şu şekilde ifade edilmiştir:

Bu kitap ne bir târihtir, ne de bir ilim ne müracaat eseri. Belki akademik sınırlara, ilmi nizam ve şekillere bağlı bulunmayan, fakat her satırı ile otantik olmağa çalışan bir fikir kitabıdır. Öyle ki, Türk târihinin seyir ve tekamülü ardınca yürüyebildiğimiz ölçüde atılmış bu birkaç adım, iki büyük Türk Devletinin dünya târihi muvacehesindeki medeni ve içtimaî değerlerinin, uzaktan yakından münasebet kurmak vaziyetinde olduğu milletlere ve nihayet dünyaya neler getirdiğini, umumi çizgileriyle tayin ve tesbit edebilmek gayretinin naçiz bir mahsulüdür."

Devamını oku: SÂMİHA AYVERDİ'nin Târihe Bakışı

f t g m