MENU
  • Mütefekkir ve Mutasavvıf Yazar

  • Ölçün doğruluk olsun, aleyhinde dahi olsa doğruyu söylemekten çekinme.

  • Sâmiha Ayverdi

  • Sâmiha Ayverdi

  • Haksız olduğun bir mes’elede, haklı olduğuna kendini inandırmaya çalışma.

Copyright 2025 - fakir@fenomen.org

Horasan Ereni Mehmet Emiroğlu

Mehmet EmiroğluHorasan Ereni Mehmet Emiroğlu

Dr. Agah Oktay GÜNER 

Aziz Mehmet Emiroğlu Ağabeyimizi 55 yıl süren bir dostluğun ardından kaybettik. O’nu tanıdığım zaman saf ve temiz ruhlu, milli gururu yüksek, imanlı kara yağız bir Türkmen yiğidi idi. Türk’ün büyük tarihine hayran, İslâm dinine aşık bu genç adam durmadan okuyan, araştıran bir beyne sahipti. İnsanları sever, gelecek için ümit vaad eden gençlere değer verir meşgul olurdu.

Bir Türk ve Müslüman olarak yaratılmanın mesuliyetini duyarak millete hizmet için yola çıkan bu Türkmen yiğidi Konya’daki kültür hizmetlerinin gönüllü destekçisi idi. kitaplar, dergiler, broşürler için son kuruşunu harcar ve ehil gördüklerine özellikle gelecek için ışık veren gençlere hediye ederdi. Yoksullar, fakirler, kimsesizler O’nun hamiyet listesinde yer alırda. En uzak tanıdıklarının bile elemlerine iştirak eder, hastaları ziyarete önem verirdi.

Yaptığını gizler, sağ elinin verdiğini sol eli görmezdi. İşsiz insanların kapısına ağzına kadar dolu zembiller bırakıp evin tokmağını çaldıktan sonra saklanarak kaçtığını biliyorum.

Zaman O’nun aklının dünyasından gönlünün dünyasına taşıdı. Tasavvuf kapısından giren aziz Emiroğlu varlığını bir Horasan erinin ferahlığıyla Allah yolunda Allah için terk etti. Kainata hükmeten küllî iradenin cemal ve kemal tecellisi olan Veli’nin şahsiyetinde aradığını buldu. Bir mürşide teslim olarak; kendi vücudu memleketinin sultanı olmak, kendinin esaretinden kurtulmaktı. Bir başka ifadeyle; “Elsiz, dilsiz, belsiz, amma / cihanda gezeriz erkekçesine” diyen meydan okuyuştaki şuura erişti...

 O’nun sevgi ve hizmet aşkıyla dolu varlığı rehber edindiği Veli’nin ikliminde demlendi. O artık gönül penceresinin ışığıyla âlemi seyrediyor ve her dem Rabbine hesap veren bir idrakin bereketini yaşıyordu. Yorgunluk, kızgınlık ve daha nice karanlık duygu ve düşünce O’nu terk ettikçe Emiroğlu’nun Horasan Erliği Horasan Erenliği’ne dönüyordu.

O tarihimizin zafer sırları içinde mutena ve müstesna yeri olan kâmil insan şahsiyetine doğru yol alıyordu.

Bu yolculuğun bereketleri sohbetleri ve kitaplarıyla şekillendi. Sohbet halkasına katılanlar İslâm dininin, engin insan anlayışını, hoşgörüsünü, evreni kucaklayan sevgisini tadar, güzelliğine doyamazlardı. Türk diline hakimiyeti, tarih bilgisinin ışıklandırdığı sohbetlerinde dinleyenlere yeni ufuklar açardı.

Aziz Mehmet Emiroğlu, bütün insanlarla kucaklaşan ve âlemi kucaklayan tevhid anlayışıyla bizim medeniyetimizi yorumlar, vakıfları, zaferleri, bozgunları anlatırdı.

O asla gösterişte, şöhrette, parada, pulda, mevkide gözü olan bir insan değildi.

İman ettiği İslâm’ın özünü yaşamak ve İslâmı en güzel yaşamış yüce Peygambere muhabbetle, O’nun yolunda insanlara hizmet vermek artık hayatının tek sevinci olmuştu.

Zaman O’nu bir Horasan Ereni olmaya hazırlıyordu.

Bu demleniş yıllarında iki önemli eseri kaleme aldı ve pek çok güzelliği millî hafızaya emanet etti..

Bütün bu ifade ettiğim güzellikler kadar, tek başına değerli olanı aziz Emiroğlu’nun yedi ay önce çöken, Konya’daki apartmanda kaybettiği kızı, damatı, torunları, eşleri, çocukları ile tam on canı kurban verdiği demlerde gösterdiği sabır ve tahammüldür.

Âdeta, iman ettiği “Bütün olanlar Allah’tandır” ilâhi emrine tam bir teslimiyetin nasıl olacağının sessiz âbidesi olmuştur. Aynı zamanda hasta olduğu için kendisini ziyarete gelenlere, dostlarına yatığında imanın, ümidin, Rabbe teslim olmanın güzelliklerini dile getirmiştir.

Aziz Emiroğlu bu acılı günlerde muhterem ve muazzez hanımı hizmetin eksik kalmamasına dikkat etmiştir. O’nun ruhunun asaleti, örnek teslimiyeti acıların zirvesinde, yuvasında nice hizmet eden gönül dostlarına rağmen taziye için gelenlere saygıda, ikramda kusur olmasın diye O’nu her biriyle meşgul olma hassasiyetine götürmüştür.

Emiroğlu ailesi Müslüman Türk ailesinin özelliklerini her dem yaşadı. Çocuklarını iman, ahlâk ve millî değerlerle yoğurarak yetiştirdiler. Onlara hem meslek hem de tarih ve iman şuuru verdiler. Bu değerli insanlar kendi mesleklerinde saygı duyulan şahsiyetler oldu.

Viyana Bozgunu’ndan (1689), İstiklal Harbimize Türk Milletini, Türk Ailesi taşımıştır. Ailenin felsefesi vardır. Bu felsefe binlerce yıldan süzülüp gelen Türk örf ve âdetinin, gelenek ve göreneklerinin, İslâm dininin güzellikleriyle yoğrulmuş yapısına dayanıyordu. Aileyi saygı, sevgi ve sorumluluk içinde yaşama prensiplerine bağlıyordu. Aile Allah’ın her vesile ile şükürle anıldığı bir iman atmosferi içindeydi. Büyükler saygı ve muhabbet görür, onlar da aile fertlerini sevgiyle kucaklardı. Sofra Rabbin baba eliyle sunulan bereketiydi. Kuru ekmek atılmaz, tek tane zeytin israf edilmezdi. Eskiler yenilenir, sökükler dikilerdi. Kandil, Bayram günleri aileyi perçinleyen saadet vesileleri olurdu. Küçükler ibadete, namaza, oruca aile büyüklerinin dikkatiyle alıştırılırdı. İşte Emiroğlu Ailesi bu tarihi ve milli hikmetlerin yaşandığı örnek bir Müslümün-Türk ailesidir. Babalarının vefatında içleri ateş doldu ama onlar sakin bir tevekkülle Rabbin emrine boyun büktüler. Tıpkı yedi ay önce kaybettikleri on canı uğurladıkları gibi babalarını da yolcu ettiler.

İmanlı insanların olaylar karşısındaki sakin, mütevekkül tavrı, her geleni “O Ulu Sultan”ın fermanı bilmelerindeki teslimiyet, ne kadar ibret doludur. İman servetinden mahrum olanların isyan, itiraz çalkantıları içinde yuvarlanışlarına rağmen, müminlerin hayatı omuzlamadaki yumuşak üslûp ne kadar düşündürücüdür.

Bütün bir ömrü, iyiyi, güzeli, doğruyu arayarak, anlatarak geçiren Mehmet Emiroğlu vefatıyla da idraklere ne büyük hikmetler ve ibretler sundu. Türk Ailesinin dayanışmadan doğun gücü, aile dostlaranın gösterdiği muhabbet, sevenlerin vefası sessizce verdiği mesajlardı.

İman, inanç, hizmet âbidesi aziz Emiroğlu son yolculuğuna sevenlerinin parmakları ucunda gitti. Ömrünü verdiği gençlerin bu vefasını, Türkiye’nin her yerinden koşup gelen dostlarının muhabbet dolu göz yaşlarını unutmak mümkün mü?

Evet, aziz ve güzel gönüllü Emiroğlu işte böyle yaşadı. Mekanı Cennet olsun! Rabbim ailesine, sevenlerine sabır ihsan eylesin. Hizmetleri unutulmasın. Değerli oğlu Seyit Bey bu hizmetlerin bayraktarı olsun!

Evet, artan bir yalnızlık içinde aziz dostları uğurluyoruz. Emiroğlu hep gönlümüzde yaşayacak.

---------------------------------------------------

AKADEMİK Sayfalar / Hazırlayan: M. Ali UZ

SAYI: 22 • 20 EKİM 2004 ÇARŞAMBA

Mehmet Emiroğlu ÖZEL SAYISI

f t g m