SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

SULTAN ALÂADDİN KEYKUBAT İLE ÇOBAN

E-posta Yazdır PDF

SULTAN ALÂADDİN KEYKUBAT İLE ÇOBAN * 

Selçuklu Sultanı Alâaddin Keykubat vüzeranın ve diğer saray halkının resmî protoklundan, hürmet gösteren davranışlardan çok sıkılmış, bir taraftan da devlet işlerinden iyice bunalmış olacak ki, gece geç vakitte sarayın gizli bir kapısından kimseye görünmeden çıkmış, şöyle kenar mahallelerde bir dolaşmak istemiş. Bir koyun ağılına gözü ilişmiş, gitmiş çobana selâm verip oturmuş. Çobanla ağır meseleler konuşmayacağı için, belki bütün gailelerimi unuturum diye düşünmüş.

Çoban hoş geldiniz diyerek elini öpmüş, hâl hatır sorduktan sonra süt ve azığından ikram etmiş. Padişah devlet işlerinin çokluğundan, devletin düşmanlarının çok olduğundan, imkânı olsa sultanlığı bırakacağından bahsedince çoban demiş ki:

-Sultanım, sizin gibi dirayetli bir hükümdar nerede bulunur? Anadolu yeniden Türk vatanı olacak, Orta Asya’dan bu kadar Türkmen geliyor, onların iskan edilmesi, onlara yurt ve yuva verilmesi gibi Selçuklunun o kadar işi var ki nereye gideceksiniz? Eğer bırakırsanız ehil olmayan birisi gelir. Yarın ahirette Allah sizi sorumlu tutar, demiş.

Bu sözler padişahın çok hoşuna gitmiş, bir çobandan böyle vatanperverane sözler duymasına sevinmiş ve zaman zaman ziyarete devam etmiş. Bir keresinde de çobana,

-Padişahlığı sana bırakayım da bu devleti sen idare et, demiş. Çoban da bu teklife karşılık Sultan Alâaddin’e:

-Sultanım senin şu çoban kulübesine tenezzül edip gelmen ve benim gibi aciz bir çobanla sohbet edip konuşma tenezzülünde bulunman, benim için, dünyanın padişahlığına bedeldir. Benim hükümdarlığı değil sizi ve sizin güzel yüzünüzü, güzel sohbetinizi seviyorum. Eğer ben padişah olursam sizi bir daha nerede göreceğim. Allah sizin saltanatınızı devamlı etsin, ordularınızı muzaffer, kılıcınızı da keskin etsin, diye dua etmiş.

Bu menkıbede anlatılmak istenen şudur: Büyüklüğe ve padişahlığa heveslenirsen bir daha padişahı, sevgiliyi göremezsin. Allah büyüklüğü değil, tevazuu sever. Allah daima dertlilerle ve gönlü kırıklarla beraberdir.

Allah bizi büyüklenmekten, gurur ve kibirden muhafaza buyursun.

*** 

*: Mehmet EMİROĞLU’nun 2003 yılında yayımlanan “Geçmişin Penceresinden” isimli kitabının 26-27. sayfalarından alınmıştır.