• Mütefekkir ve Mutasavvıf Yazar

  • Ölçün doğruluk olsun, aleyhinde dahi olsa doğruyu söylemekten çekinme.

  • Sâmiha Ayverdi

  • Sâmiha Ayverdi

  • Haksız olduğun bir mes’elede, haklı olduğuna kendini inandırmaya çalışma.

Copyright 2020 - fakir@fenomen.org

Bir Alperen Hakk’a Yürüdü

Bir Alperen Hakk’a Yürüdü

Prof. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ

Bütün insanlık tarihi boyunca, cemiyeti çeşitli tehlikelere karşı uyandıran ona dinamizm katan maddî ve manevî değerlere, insanoğlu tarafından her zaman ihtiyaç duyulagelmiştir. Bu ihtiyaç ki, insanı; önce kendini tanımasına, bir cemiyet içinde yaşamanın getirdiği sorumluluklara ve hatta bir milletin mensubu olma şuûruna sevketmiştir. Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevî, Mevlânâ, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli daha birçokları siyasî lider değil idiler, ama bu şahsiyetler, millî ve manevî değerler yönünde içinde bulunduğu toplumu nakış nakış işlediler. Ömer Lütfi Barkan'ın "Kolonizatör Türk Dervişleri" olarak tasvir ettiği, Fuad Köprülü'nün "Alperen" dediği, bu mânâ erleri ve muakkipleri Doğu'dan Batı'ya akan Türk kütlelerinin yerleştiği coğrafyayı vatan kılma yolunda büyük bir misyonu üstlendiler. 13. asırdan itibaren bu misyon, Anadolu'nun ve Balkanların hemen her şehrinde veya kazasında farkedilir oldu. Zamanla toplumun içine düştüğü çalkantı ve bunalımlardan, toplumun selametinde, yapıcılığı, ahlâkı, ferâseti kısacası üstün karakteriyle temâyüz etmiş, ama hiçbir şahsî hesabı olmayan yalnızca insanı insan olmanın şuûruna ve şükrüne götüren kültür ve gönül adamlarının önemli rolleri olmuştur.

Anadolu'da Türk siyasî hakimiyetinin kırılma noktasına geldiği fevkalâde kritik bir dönemde Türk milleti Mustafa Kemal Paşa önderliğinde teşkilatlanıp Millî Mücadele'ye girdiğinde, yukarıda bahsi geçen gönül erleri de üzerlerine düşen vazifelerin şuûrunda idiler. Denizli Müftüsü Ahmet Hulûsi Efendi, Yunan işgalinden henüz birkaç saat sonra 15 Mayıs sabahının erken saatlerinde bütün Denizlilileri mukavemete davet edip fiilî olarak vatan savunmasına soyunurken(1), bize kuruluş döneminin "Alperenlerini" hatırlatmaması mümkün mü? Keza, Kuva-yı Milliye'nin sarıklı önderleri, "Alperen" veya "Gâziyan-ı Rum"un; Müdafaa-i Hukuk Kadın Cemiyetleri, "Bacıyan-ı Rum" un bir başka ad ve teşkilat altında tezâhüründen başka bir şey değildiler.

Devamını oku: Bir Alperen Hakk’a Yürüdü

Horasan Ereni Mehmet Emiroğlu

Mehmet EmiroğluHorasan Ereni Mehmet Emiroğlu

Dr. Agah Oktay GÜNER 

Aziz Mehmet Emiroğlu Ağabeyimizi 55 yıl süren bir dostluğun ardından kaybettik. O’nu tanıdığım zaman saf ve temiz ruhlu, milli gururu yüksek, imanlı kara yağız bir Türkmen yiğidi idi. Türk’ün büyük tarihine hayran, İslâm dinine aşık bu genç adam durmadan okuyan, araştıran bir beyne sahipti. İnsanları sever, gelecek için ümit vaad eden gençlere değer verir meşgul olurdu.

Bir Türk ve Müslüman olarak yaratılmanın mesuliyetini duyarak millete hizmet için yola çıkan bu Türkmen yiğidi Konya’daki kültür hizmetlerinin gönüllü destekçisi idi. kitaplar, dergiler, broşürler için son kuruşunu harcar ve ehil gördüklerine özellikle gelecek için ışık veren gençlere hediye ederdi. Yoksullar, fakirler, kimsesizler O’nun hamiyet listesinde yer alırda. En uzak tanıdıklarının bile elemlerine iştirak eder, hastaları ziyarete önem verirdi.

Yaptığını gizler, sağ elinin verdiğini sol eli görmezdi. İşsiz insanların kapısına ağzına kadar dolu zembiller bırakıp evin tokmağını çaldıktan sonra saklanarak kaçtığını biliyorum.

Zaman O’nun aklının dünyasından gönlünün dünyasına taşıdı. Tasavvuf kapısından giren aziz Emiroğlu varlığını bir Horasan erinin ferahlığıyla Allah yolunda Allah için terk etti. Kainata hükmeten küllî iradenin cemal ve kemal tecellisi olan Veli’nin şahsiyetinde aradığını buldu. Bir mürşide teslim olarak; kendi vücudu memleketinin sultanı olmak, kendinin esaretinden kurtulmaktı. Bir başka ifadeyle; “Elsiz, dilsiz, belsiz, amma / cihanda gezeriz erkekçesine” diyen meydan okuyuştaki şuura erişti...

 O’nun sevgi ve hizmet aşkıyla dolu varlığı rehber edindiği Veli’nin ikliminde demlendi. O artık gönül penceresinin ışığıyla âlemi seyrediyor ve her dem Rabbine hesap veren bir idrakin bereketini yaşıyordu. Yorgunluk, kızgınlık ve daha nice karanlık duygu ve düşünce O’nu terk ettikçe Emiroğlu’nun Horasan Erliği Horasan Erenliği’ne dönüyordu.

O tarihimizin zafer sırları içinde mutena ve müstesna yeri olan kâmil insan şahsiyetine doğru yol alıyordu.

Bu yolculuğun bereketleri sohbetleri ve kitaplarıyla şekillendi. Sohbet halkasına katılanlar İslâm dininin, engin insan anlayışını, hoşgörüsünü, evreni kucaklayan sevgisini tadar, güzelliğine doyamazlardı. Türk diline hakimiyeti, tarih bilgisinin ışıklandırdığı sohbetlerinde dinleyenlere yeni ufuklar açardı.

Devamını oku: Horasan Ereni Mehmet Emiroğlu

f t g m