SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Hatırat

Paşa Hanım

E-posta

Yazar:        Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:    Kubbealtı
Yayın Yılı:   2009


Sâmiha Ayverdi, hatıralar serisinin bu kitabında, Fatih’den bu yana devlete yön veren tarihi şahsiyetlerin  müsbet ve menfi davranışlarını ele alarak anlatırken, bu olayların ışığında devlet adamının nasıl olması gerektiğinin sırlarını açıklar ve bize tarih şuuru aşılamaya gayret eder. Yaşadığı devirde şahit olduklarını ve kendisine anlatılanları esas alarak milli ve manevi değerlere sahip değişik şahısların hatıralarını nakleder. Bütün bunlara İslam imanı ve tasavvuf penceresinden de bakıp bize ayna tutarak iç alemimizi ve düşünce sistemimizi aydınlatmaya çalışır.

 

Arkamızda Dönen Dolaplar

E-posta

 

Yazar:        Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:    Kubbealtı
Yayın Yılıi:  2007

Sâmiha Ayverdi, vefâtından sonra neşredilen bu kitabında, târihimize, millî ve mânevî değerlerimize âit hâtıralarını anlatır. Ayrıca geçmişte Ermeni, Rum ve Yahûdi gibi azınlıkların ülkemizde oynadıkları oyunlara da dikkatimizi çekerek günümüzde gelişen siyasi olayların sebep ve neticelerini daha iyi anlamamızı sağlayacak ip uçları verir.

 

Hâtıralarla Başbaşa

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1977

Kitaptan

"Mâzî, akıl danışılacak en doğru sözlü ve tecrübeli bir dosttur. Şu halde bu gün de, kuvvet, şevk ve hayat kaynağımızın kendi öz değerlerimiz olduğunu unutmamak, bizim için bir ölüm-kalım macerası olsa gerek. Dış tabiat planında başka milletler örnek alınabilir. Fakat kültür ve medeniyet müesseselerine tırpan atarak, yabancı kaynaklardan alınan ilhamla yapılacak hareketler ise millî bir felâket olur. Binâenaleyh kendi coğrafyamız üstünde Türk kalarak devam ve bekamızı istiyorsak, iç düzenimizi ihya etmek ve kendi kendimizden yüz çevirmemek gerektiğine inanmalıyız."

 

Rahmet Kapısı

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1988

Sâmiha Ayverdi, edebiyat dünyâmıza mâlolmuş edebî ve fikrî eserleri yanında dînî ve manevî hayatiyle de irfan hayâtımızın bir âbide şahsiyetidir.

Tevhîd, din ve îman şuuru onun şahsiyetiyle öylesine kaynaşmıştır ki bu, nazarî bir din anlayışı değil, şuurlaşmış bir îmânın fiilen yaşanmasıdır.

Bu hâli, büyük bir îmanla bağlı olduğu Rahmet Kapısında kazandığını: "Hayâtıma bir çizgi çekerek yekûnunu gözden geçirdiğim zaman, kendi kendisinin emîrl olduğu gibi etrâfmdakilerl de hayvânî ve nefsânî hırs ve çirkinliklerinden âzâde ederek hürriyete kavuşturma cihâdı içinde olan bir Ulunun çömezi olmaklığımdan başka kârım olmadığı gerçeğini görüyorum" ifadeleriyle dile getiren Sâmiha Ayverdi, kendisi de bir Rahmet Kapısı olarak bu aldıklarını bitmek tükenmek bilmez bir aşk ve îmanla etrafına sebil sebil dağıtmıştır.

"Gittiklerî yerlere dünyâlarını da beraber götürenler için o geçmiş yılların hâtıraları kaynayan bir kap gibi kapağını atarak dışarı taşmanın yollarını arar. Hele bu hâtıraların arasına kendi dünyâlarından karışmış sesler ve çizgiler de varsa raflarda kalmaya nasıl razı edilir?" diyerek bu kitabında âdeta Türk îman ve irlan hayâtına Rahmet Kapısının kanatlarını ardına kadar açmıştır.Bu, aşk, şevk, îman ve irfan kapısından girenlere ne mutlu...

 

Hey Gidi Günler hey

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1988

"Müslüman Türk'e vatan hazırlayanları ve bu uğura yediden yetmişe maddi-manevi cihad yolunda gecesini gününü, varını yoğunu feda eden uluları, Türk gençliğine duyuramamakta gaflet gösterdikçe de onların on parmağının yakamızdan tutarak bizden hesap soracağını neden hiç düşünmemekteyiz?

 

Küplüce'deki Köşk

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1989

Kitaptan

"Câmi bir taassup ve didişme ocağı değildir. O hâlde, ey cemaat diye söze başlayan vâizden de halkın beklediği şiddet, ateş, cehennem ve zebâbi tehditleri değiş, sevgi, şefkat, dostluk, yakınlık ve İrfân-ı Muhammedî'dir.

Cemaatini bütünleştirip dünya ve ukbâ hayatlarını îmar edeceğin yerde parça parça ederek Milli Hamâsi bir anlayışın lüzûmunu hiç düşünmeden kara ve karanlık bir şekilcilik kaftanı ile sarıp sarmalayıp onu boğuyorsun.

Halbuki zavallı cemaatin kafasına bunları sokarken hiç mi hiç vatan sevgisinden, komşu hakkından, yardımlaşma borcundan, hoşgörülükten, insaf, adâlet, nezâket, ve zarâfetten tek kelime söz etmeyerek beşerî ve içtimâî bünyesi temelsiz bırakılmış bir insan kalabalığının toplumun başına gaileler, hattâ ne tehlikeler açtığını düşünmüyorsun. Dinin yâni Rûhî ve mânevi düzenin ilk şartının ahlâk ve derûni tasfiye olduğundan haber vermenin İslâm'ın başlıca şartı olduğunu hiç duymadın mı?"

 

Ah Tuna Vah Tuna

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1996

Kitaptan

"İşte Boğaziçi ile yekvücut olan Tuna, gene de Karadeniz'i aşıp, Boğaz'ın sularında Tunalaşarak, o tarihi dostluğu ihya eylemekte ve o kadim aşinalığı, o eski muhabbet ve meşvereti, Rumeli'de gönlü de gözül de takılıp kalmış olanlara gizli gizli raz söylemekten geri kalmamaktadır."

 

Ne İdik Ne Olduk

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1985

Batı dünyasında zebün olup diz çöküşümüz, sari hastalık gibi, ne de çabuk iliğimize kemiğimize işlemiş bulunuyor. Bahusus, bu illet milli kültür zırhı giymemiş zümreler arasında kendine zemin bulup nasıl da kolaylık ve şuursuzca bir sür'atle yayılabiliyor.

Bir millet, tarihi, medeniyeti, dini, irfani, an'nesi ile bir bütün olduğuna göre, bu kal'adan taş düşürmek demek, o kal'anın burcunu barusunu ören diğer taşların da gevşeyip birer birer yerlerinden oynaması ve akıbet koca kal'anın yıkılması demektir.

Bir kere çözülmeye imkan verilmeye görsün... arkasından dil gider, tarih gider, örf gider ve bir milleti millet yapan binlerce yıllık o medeniyet ordusunun bütünü gider.

Bu çözülüşü önlemek için onlara güç, onlara hız, onlara şevk ve onlara Türk'ün Kızılelma'sını yeniden bulup gösterirsek, bu iman orduları gene uçar, gene taşar, gene coşar...

 

Bağ Bozumu

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1987

Müslüman Türk, irfan sahibi idi. İrfan da ne ki, dersek, bir milletin, iman ve tarih yayığında asırlar boyu döve işleye meydana getirdiği deruni zarafet, incelik ve medeniyetin parlak terkibidir. İşte bu terkip, insanoğlunun elinden, dilinden, söz ve davranış olarak taşan bir müstesna verim, iç bünyenin sermaye ve zenginliği denebilir. Böylece detoplumun fertleri, sözleri ve hareketleriyle içinde yaşadıkları cemiyeti buyrukları ile inceltip aydınlatımışlardır.

Toprak rejiminin sağlıklı zamanındaki tımar ve zeametleirn kolu kanadı altında boy ata ata, örfte adette, san'atta, zarafette, iman, basiret ve hikmette asırlarca mesafe almış Türk cemiyeti nihayet irfan durağına vararak, adeta cismi ruh olmuş, ruhu da cismine bir ilahi kaftan giydirmişti.

 

Râtibe

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  2002

"Çocukluğumun zorca hatırladığım bu senelerinde artık paranın eski iştira kudreti kalmamış olmasına rağmen, gene de günümüzün ticari ve iktisadi gücüyle kıyaslanmayacak ölçüde olduğu şüphe götürmez. İşte o zamanlar henüz yolunu şaşırmamış olan dünya, kanaatin belini kırmamış olduğu için, günlük hayat hile, hud'a, sefahat ve israfın pençesine teslim olmamış bulunduğundan kimsenin lokması boğazında düğümlenmez ve aç kalmak korkusu ile karşı karşıya gelmezdi."

 

İki Âşinâ

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  2003

Sâmiha Ayverdi, vefâtından sonra neşredilen bu eserinde, Çamlıca Tepesi´nde bulunan ve "İki Âşinâ" adını verdiği fıstık ağaçlarının altından seslenir. Bizleri, İstanbul ve Boğaziçi´nin efsânevî hayâtımızın tasavvufla zenginleşen engin denizlerine ulaştırır.

 

Ezeli Dostlar

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:   2003

Ezel gününde kısmetine bir ulu rehber çıkarak, onu bu dünyanın çirkeflerinden çekip çıkarmak üzerine: "Ey ezel dostum! Ne gözlerin iyi görüyor, ne de kulağın yeterince tam duyabiliyor, Onun için bana gel, sakın elini elimden çekmeye kalkışma. Zira yeryüzünde öyle uçurumlar, çukurlar mevcuttur ki, senin o az gören gözün ve sağırlaşmış kulağın ile o girdapları görmen kabil değil. Böylelikle de, her an o çukurlardan, hendeklerden birine düşmek tehlikesi ile karşı karşıyasın!..." diye seslenir.

Onun için de, ezel gününde seni seçmiş ve bu dünya hayatında seni üstüne almış olan o Dost'u tanı ve unutma. Tuttuğun eli asla bırakma ve gene asla ondan vazgeçip yanında ağyare yer verme!...

 

İbrahim Efendi Konağı

E-posta

Yazarı:      Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:   Kubbealtı
Yayın Yılı:  1964

“Bu kitap ne bir hikâyedir ne masal ne de roman… Zamanı, me­kânı, vakaları, şahısları, isimleri hatta vakalarının seyri, sırası ve detaylarının yüzde doksanı ile otantik ve yaşanmış bir devrin, gerçek ve yaşanmış bir hayat tablosudur.”

"Biz, İmparatorluk Türkiyesi'nin hemen de son evlatları; içinde haşır neşir olduğumuz askeri, siyasi, içtimai ve iktisadi bir tarih meydanında köşe kapmaca oynamış kimseler olarak, görüp duyduklarımızı, tadıp kokladıklarımızı, kudretimiz ölçüsünde, gelecek nesillere intikal ettirmek mecburiyet ve mes'uliyetinin altında bulunuyoruz. İşte bu kitabın meydana gelmesi de o vazife hissinin bir netice ve zarüyetinden ibarettir."