SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Müjgan Cunbur

E-posta Yazdır PDF

Mehmet Demirci

26 Eylül Perşembe günü Milli Kütüphane eski Başkanı Dr. Müjgan Cunbur ahirete uğurlandı. Hacı Bayram Camii'nde düzenlenen cenaze törenine, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Başkanı Emine Bağlı, Türk Kütüphaneciler Derneği Başkanı, bürokratlar ve sevenleri katıldı.

Kimdi bu hanımefendi? Müjgan Cunbur, 1926'da İstanbul'da doğdu. DTC Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi. Edebiyat doktorası yaptı. Kütüphanecilik öğrendi. 1955'te Ankara Milli Kütüphane'de çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra 1965 yılında Milli Kütüphane Genel Müdürü oldu. Milli Kütüphane 3 milyondan fazla eser arşivine sahip önemli bir kurumdur. Cunbur emekli oluncaya kadar burada görev yaptı.

KÜLTÜR HAMİSİ

Murat Bardakçı'nın değindiği gibi: 1970'li senelerin Milli Kütüphane'si Müjgan Hanım'ın genel müdürlüğü sırasında tam bir kültür merkezi idi. Edebiyat toplantıları yapılırdı. Orası bir akademi, musiki meşkedilen bir konservatuvar, kültür sohbetlerinin düzenlendiği bir ilim cemiyetiydi.

Milli Kütüphane onun zamanında sadece okuma mekanı değildi. Kültürün hemen her alanına kucak açıp destek veren bir akademi olmuştu. Mesela, Türk Müziği'nin henüz bir okula sahip olmadığı 1970'lerde o, Milli Kütüphane'nin salonlarından birini müzisyenlere açtı. Orada hem ders verilmesini hem de meşk edilmesini sağladı. Öz musikimizin devletin konser salonlarında icrasına izin verilmediği o senelerde, Milli Kütüphane'nin büyük okuma salonunda arada bir konserler verilir, Ankara semalarında Itri'nin, Dede Efendi'nin, Tanburi Cemil'in nağmeleri yankılanırdı.

Müjgan Cunbur'un Yunus Emre Fuzuli, Karacaoğlan, Ziya Gökalp hakkında ve başka konularda birçok kitabı vardır. Anadolu Gazilerini yazmak istiyordu. Bir İzmir seyahati sırasında bu projesi hakkında konuştuk, Gazi Emir'den söz etmiştik.

HUZURLU İNSAN

Müjgan Hanım'ın doğuştan arızalı bir beden yapısı vardı, sağ ayağı ve kolu sakattı, bastonla yürürdü. Bu durumundan dolayı tedirginlik duymaz, öyle bir his vermez, aksine bu sebeple bir kat daha güçlü görünürdü. Çünkü o, hazmedilmiş bir manevi hayata ve gönül zenginliğine sahipti.

Son derece huzurlu bir siması vardı. Yüzü vakur ve asil çizgiler taşırdı. İri gözleri ışıl ışıl ve muhabbet doluydu. Yüzünde her daim tatlı ve ölçülü bir tebessümün hakim olduğunu görürdünüz. Mütevazılıkla birleşen bu hoş yüz ifadesi güvenli bir duruşa sahipti. Onunla konuşurken huzur ve güven hissederdiniz. Pozitif enerji saçan kimselerdendi.

Prof. Sadun Aren (1922-2008), Türkiye'nin önemli marksist bilim adamı ve politikacısıdır. TİP milletvekilliği ve Sosyalist Birlik Partisi Genel Başkanlığı yaptı. Müjgan Cunbur'la komşuydu, ailece görüşürlerdi. Kendisi inançsızdı ama Müjgan Hanım'ın beden arızalarına rağmen bu kadar huzurlu ve imanlı oluşuna imrenirdi. Eşine, "Keşke ben de öyle olabilsem" derdi.

http://www.yeniasir.com.tr/Yazarlar/mehmet.demirci/2013/09/30/mujgan-cunbur