SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Haberler

Konferans: "Sâmiha Ayverdi'yi Anlamak"

E-posta Yazdır PDF


Muhterem Dostlar;

Sâmiha Ayverdi'nin  21.vefat yılı münasebetiyle 23 Mart 2014 Pazar günü saat 15:00 'da Türkkad Genel Merkezinde Prof. Dr.Nurullah Çetin "Sâmiha Ayverdi'yi Anlamak" konulu bir konferans verecektir.

Bekliyoruz efendim.

Emine Bağlı
TÜRKKAD Genel Başkanı
Adres
Fevzi Çakmak Sokak No.17/2
Kızılay / ANKARA
Telefon: 312 - 229 94 55
 

Sempozyum : Sâmiha Ayverdi, İstanbul, Kadınlık ve Tarih

E-posta Yazdır PDF

İstanbul Şehir Üniversitesi ve Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı işbirliğiyle Şehir Üniversitesi'nde "Sâmiha Ayverdi, İstanbul, Kadınlık ve Tarih" konulu bir sempozyum yapılıyor. Bilim insanlarının tebliğleriyle katılacağı sempozyum, Şehir Üniversitesi'nin Altunizade Kampüsü'nde 20 Aralık 2013 Cuma günü saat 9.00'da başlayacak ve gün boyu sürecek.

9.30-11.10, Sâmiha Ayverdi, İstanbul, Kadınlık ve Tarih

Moderatör: Abdülhamit Kırmızı

Melda Üner, “Aliye’nin Batmayan Günü”

Esra Almas, “Akşam Denize Karşı İstanbul: Sâmiha Ayverdi’nin Boğaziçi’nde Tarih ve İstanbul Geceleri Eserlerinde Zaman ve Mekâna Yolculuk”

Yekta Zülfikar,  “Kimliklerin Yeniden Kurgulanması: Kadının Kalemi”

Salim Çonoğlu, “İbrahim Efendi Konağı’nın Başkişisi: İstanbul ve İstanbul’un Kelimede Kalan Hayali”

11.20- 12.00 Sâmiha Ayverdi’ye Disiplinlerarası Bir Yaklaşım

Moderatör: Engin Akarlı

Arzu Öztürkmen, “Bir Tarihsel Etnografi Kaynağı Olarak İbrahim Efendi Konağı”

13.30-15.20 Sâmiha Ayverdi, Edebiyat, Din ve Tasavvuf

Moderatör: Irvin Cemil Schick

Azize Boşnak, “Sufizm ve İki Kadın Romancı: Sâmiha Ayverdi ve Doris Lessing”

Emine Gözde Özgürel, “Kavramdan Metafora: Sâmiha Ayverdi’nin Romanlarında Tasavvuf Felsefesi”

Kadir Özköse, “Ayverdi’nin Dini ve Tasavvufi Anlayışı

Fulya İbanoğlu, “Sâmiha Ayverdi’nin Romanında Dindar Kadın Tasavvuru”

15.30-17.20 Sâmiha Ayverdi, Kadın ve Aile

Moderatör: Hatice Aynur

Muharrem Dayanç / Selami Alan, “Kültürel Değişimin İbrahim Efendi Konağı’ndaki Yansıması Olarak Kadın”

Zeyneb Çağlıyan İçener, “Tarihi Emanetin Taşıyıcısı’nın İzinde: Sâmiha Ayverdi ve Modernleşme-Gelenek Ekseninde Kadın”

Ferda Zambak, “Sâmiha Ayverdi’nin ve Halide Nusret Zorlutuna’nın Romanlarında ‘Makbul Anne’lik”

Sevengül Sönmez, “Sâmiha Ayverdi’nin Eserlerinde Aile Geleneğinin Devri”

17.30-18.30 Değerlendirme

Beşir Ayvazoğlu ve Sadettin Ökten

 

Samiha Ayverdi paneli - Ankara

E-posta Yazdır PDF

Samiha Ayverdi paneli - Ankara

Samiha Ayverdi (1905-1993) mutasavvıf bir yazarımızdır. Roman, tarih, monografi, hatıra, mensur şiir türünde 40'tan fazla kitabı vardır (Kubbealtı).
Kendisi yeterince tanınmış değildir. Oysa Nurullah Çetin'e göre Samiha Ayverdi: "Cumhuriyet dönemi Türk romanında birinci sınıf bir yazar olmasına rağmen Haçlı emperyalizminin Türk düşmanı beslemeleri ve Türk'e tuzak kuran ihanet çevreleri tarafından yok sayıldı."
Bu çabalarına rağmen onu hatırlayanlar da vardır. Vefatının 20. yılında çeşitli yerlerde anma toplantıları yapıldı. Bunlardan biri de 14 Aralıkta Ankara'da Resim ve Heykel Müzesi salonunda gerçekleşen paneldir.
Paneli Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) düzenledi. 47 yaşındaki bu dernek S. Ayverdi'nin fikri öncülüğünde Ankara'da kuruldu. Halen 7 şubesiyle hizmet vermektedir. Türk kültürünü, klasik sanatlarımızı, musikimizi yaşatma yolunda çalışmalar yapmaktadır.
Ankara soğuğuna rağmen kalabalık bir dinleyici vardı. Salon, gelenlere yetmedi. Başkan Emine Bağlı açış konuşması yaptı. Benim yönettiğim panelde 4 konuşmacı vardı. İlki Doç. Zekeriya Başkal. "Hatıraları Hayallerinden Güzel Bir Hanımefendi: Samiha Ayverdi" kitabının yazarı.
Başkal genç, aydınlık kafalı, rahat konuşan bir bilim adamı. S. Ayverdi'nin üslubundan, dilinin güzelliğinden örnekler verdi.
Türkiye siyasi bakımdan sömürge olmadı. Ama korkunç bir kültür emperyalizmine maruz kaldık. Ayverdi'nin bütün derdi bununla mücadele idi. Z. Başkal bunu çok iyi yakalamış. Kitabında şöyle bir tespiti var: "Kültür emperyalizmi, sömürgecilik, milletin sadece günü ve geleceğini etkilemez. Aynı zamanda milletin geçmişini de "çarpıtır, bozar, tahrip eder."
İşte Ayverdi bu bozulma ve tahribe karşı koyan, bunu tersine çevirmek için didinen, haykıran bir yazardır.

Devamını oku...
 

Sâmiha Ayverdi’nin İstanbul’u

E-posta Yazdır PDF

 

Fâtih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı

31 Ekim 2013

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi-Topkapı  Yenikapı Mevlevîhânesi Yerleşkesi

“Sâmiha Ayverdi’nin İstanbul’u”

Sempozyum Programı

1.Oturum

09.45-10.00 Açılış ve Protokol Konuşmaları

 

10.00-10.30 Prof.(hc) M.Uğur Derman – Oturum Başkanı ve Dâvetli Konuşmacı

10.30-10.50 Prof.Dr. Fâtih Andı – Sâmiha Ayverdi’nin eselerinde Osmanlı İstanbul’unu yapan bir unsur olarak mahalle

10.50-11.10 Prof.Dr. Kâzım Yetiş – Sâmiha Ayverdi’de İstanbul Medeniyeti kavramı ve unsurları

11.10-11.30 Prof.Dr. İbrâhim Numan – San’atkâr Şehir

11.30-11.50 Prof.Dr. Semâ Uğurcan – Sâmiha Ayverdi’den Türk yazarlarına bakışlar

 

12.00-14.00 Öğle yemeği arası

 

2.Oturum

 

14.00-14.30 Prof.Dr. Kenan Gürsoy – Oturum Başkanı ve Dâvetli Konuşmacı

14.30-14.50 Prof.Dr. Ahmed Güner Sayar – Sâmiha Ayverdi’de mekân algısı: Hırka-i şerif

14.50-15.10 Prof.Dr. M.Baha Tanman – Tekke mîmârîsinde mânevî eğitim mekânları

15.10-15.30 Prof.Dr. Fahameddin Başar – Sâmiha Ayverdi’nin târih eserlerinde Fâtih Sultan Mehmed ve İstanbul’un fethi

15.30-15.50 Prof.Dr. Abdullah Uçman – Sâmiha Ayverdi ile İstanbul’da yaşamak

 

Değerlendirme

 

16.00-17.00 Prof.Dr. Mustafa Tahralı – Prof.Dr. Mustafa Fayda

 

17.00-18.00 Çay arası

 

Konser

 

18.00-19.15 Ahmed Şahin – Mehmet Kemiksiz – İlâhiyât-ı Ken’an

 

Müjgan Cunbur

E-posta Yazdır PDF

Mehmet Demirci

26 Eylül Perşembe günü Milli Kütüphane eski Başkanı Dr. Müjgan Cunbur ahirete uğurlandı. Hacı Bayram Camii'nde düzenlenen cenaze törenine, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Başkanı Emine Bağlı, Türk Kütüphaneciler Derneği Başkanı, bürokratlar ve sevenleri katıldı.

Kimdi bu hanımefendi? Müjgan Cunbur, 1926'da İstanbul'da doğdu. DTC Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi. Edebiyat doktorası yaptı. Kütüphanecilik öğrendi. 1955'te Ankara Milli Kütüphane'de çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra 1965 yılında Milli Kütüphane Genel Müdürü oldu. Milli Kütüphane 3 milyondan fazla eser arşivine sahip önemli bir kurumdur. Cunbur emekli oluncaya kadar burada görev yaptı.

KÜLTÜR HAMİSİ

Murat Bardakçı'nın değindiği gibi: 1970'li senelerin Milli Kütüphane'si Müjgan Hanım'ın genel müdürlüğü sırasında tam bir kültür merkezi idi. Edebiyat toplantıları yapılırdı. Orası bir akademi, musiki meşkedilen bir konservatuvar, kültür sohbetlerinin düzenlendiği bir ilim cemiyetiydi.

Milli Kütüphane onun zamanında sadece okuma mekanı değildi. Kültürün hemen her alanına kucak açıp destek veren bir akademi olmuştu. Mesela, Türk Müziği'nin henüz bir okula sahip olmadığı 1970'lerde o, Milli Kütüphane'nin salonlarından birini müzisyenlere açtı. Orada hem ders verilmesini hem de meşk edilmesini sağladı. Öz musikimizin devletin konser salonlarında icrasına izin verilmediği o senelerde, Milli Kütüphane'nin büyük okuma salonunda arada bir konserler verilir, Ankara semalarında Itri'nin, Dede Efendi'nin, Tanburi Cemil'in nağmeleri yankılanırdı.

Müjgan Cunbur'un Yunus Emre Fuzuli, Karacaoğlan, Ziya Gökalp hakkında ve başka konularda birçok kitabı vardır. Anadolu Gazilerini yazmak istiyordu. Bir İzmir seyahati sırasında bu projesi hakkında konuştuk, Gazi Emir'den söz etmiştik.

HUZURLU İNSAN

Müjgan Hanım'ın doğuştan arızalı bir beden yapısı vardı, sağ ayağı ve kolu sakattı, bastonla yürürdü. Bu durumundan dolayı tedirginlik duymaz, öyle bir his vermez, aksine bu sebeple bir kat daha güçlü görünürdü. Çünkü o, hazmedilmiş bir manevi hayata ve gönül zenginliğine sahipti.

Son derece huzurlu bir siması vardı. Yüzü vakur ve asil çizgiler taşırdı. İri gözleri ışıl ışıl ve muhabbet doluydu. Yüzünde her daim tatlı ve ölçülü bir tebessümün hakim olduğunu görürdünüz. Mütevazılıkla birleşen bu hoş yüz ifadesi güvenli bir duruşa sahipti. Onunla konuşurken huzur ve güven hissederdiniz. Pozitif enerji saçan kimselerdendi.

Prof. Sadun Aren (1922-2008), Türkiye'nin önemli marksist bilim adamı ve politikacısıdır. TİP milletvekilliği ve Sosyalist Birlik Partisi Genel Başkanlığı yaptı. Müjgan Cunbur'la komşuydu, ailece görüşürlerdi. Kendisi inançsızdı ama Müjgan Hanım'ın beden arızalarına rağmen bu kadar huzurlu ve imanlı oluşuna imrenirdi. Eşine, "Keşke ben de öyle olabilsem" derdi.

http://www.yeniasir.com.tr/Yazarlar/mehmet.demirci/2013/09/30/mujgan-cunbur

 

Bir Bâcıyân-ı Rûm'un, Müjgân Cunbur'un Ardından

E-posta Yazdır PDF

Millî Kütüphane emekli genel müdürü Müjgân Cunbur; 26 eylül 2013 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Kimdi Müjgân Cunbur?

O, bâcıyân-ı Rûm (Anadolu bacıları) zincirinin yakın dönem halkalarından biriydi. Bolu’nun Mudurnu ilçesinde doğmuş bir babanın ve İstanbullu bir annenin kızı olarak 1926 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Bu minik kız çocuğunun doğuştan bir bacağı, bir kolu ve bir eli çalışamaz durumdadır. Çocukluk yıllarından itibaren birçok ameliyat ve tedavi safhasından geçer. Ama o, ilerleyen yıllarda çelik bir irade ile bu arızaların üstesinden geldiğinden onu tanıyanlar bu durumu kısa bir müddet sonra fark etmez olurlardı. Müjgân Cunbur; bu eksiklikleri kendi içinde telafi etmiş; beden denilen kalıbın üstüne çıkmıştı.

Baba Salim Cunbur, Millî Mücadele Yılları’nın silah üreten ustabaşılarındandır. Ülkenin zor günlerinde Mustafa Kemal’in davetiyle Ankara’ya gelen bu ihlaslı usta; bu kız evlat için bir gurur vesilesi olacaktı. Anne Seniye hanım; dar imkânlar içinde ocağını mutluluk içinde tüttürmüş faziletli bir kadındı. Müjgan Cunbur anne ve babasını her daim büyük bir hürmetle anar, onların çeşitli meziyetlerinden hasret ve minnetle bahsederdi.

Onu ilk defa Atatürk Üniversitesi hocalarından merhum Prof. Dr. Kaya Bilgegil’in asistanı olarak çalışmaya başladığımın ikinci ayında tanıdım. Ankara Kumrular sokakta yer alan o zamanki Millî Kütüphane’de “Türk Yurdu” dergisi koleksiyonlarının Millî Mücadele yıllarına tekabül eden sayılarındaki manzumeleri derlemek maksadıyla iki bölüm elemanı ile birlikte görevlendirilmiştim. Tam da o sırada tadilat çalışması yapılmakta olduğundan kütüphane okuyuculara kapalıydı. Fakat Erzurum’dan bir aylığına görev izniyle gelen bu genç araştırmacılar için bir kolaylık sağlandı. Toz, toprak ve gürültü içindeki o ortamda bizlere küçük bir yer tahsis edildi. Bu gayeyle bir ay boyunca iki diğer meslektaşımla birlikte hummalı bir şekilde dergi tarayarak; şiirleri eski yazıdan günümüz alfabesine aktardık. Kütüphane müdiresi Müjgân Cunbur; güçlükle ve yardımla otomobilden inebilen ve ancak bastonla yürüyebilen bir hanımefendiydi. Bu çalışma dönemi içinde onu ancak birkaç kere uzaktan görebildim.

Devamını oku...
 

KIYMETLİ BÜYÜĞÜMÜZ MÜJGÂN CUNBUR HAKK'IN RAHMETİNE KAVUŞTU

E-posta Yazdır PDF

KIYMETLİ BÜYÜĞÜMÜZ DR. MÜJGÂN CUNBUR HANIMEFENDİ BUGÜN (25 EYLÜL 2013) HAKK'IN RAHMETİNE KAVUŞMUŞTUR.

Naaşı yarın öğleyin (26 Eylül Perşembe) Hacı Bayram Veli Câmiinde kılınacak cenâze namazından sonra Cebeci Asrî Mezarlığına defnedilecektir. Dostlarımıza baş sağlığı dileriz.

Dr. MÜJGÂN CUNBUR

Müjgan Cumbur

12 Ocak 1926’da İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimine 1933’te Ankara Dumlupınar İlkokulunda, Mehmed Âkif’in İstiklâl Marşı’nı yazdığı odada başladı ve aynı okuldan mezun oldu. İstanbul’da başladığı orta tahsilini, Ankara’da bitirdi. 1945’te Ankara Kız Lisesi’nden mezun oldu. Yüksek tahsilini Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1948’de tamamladı. 1952’de edebiyat doktoru unvanını aldı. Ayrıca 1947-1948 yıllarında, Yüksek öğrenimi sırasında, Adnan Ötüken’in D.T.C. Fakültesi’nde açtığı Kütüphanecilik Kursu’na devam etti. 

1952’de girdiği imtihanı kazanarak, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi’nde çalışmaya başladı. 1955’te Millî Kütüphane’ye nakledildi. Millî Kütüphane’de çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra 1965 yılında Millî Kütüphane Genel Müdürü oldu. 

1976’da Kültür Bakanlığı müşavirliğine tayin edildi. 1978’de müşavirlik kadrosuyla yeniden Millî Kütüphane müdür vekilliğine getirildi. Kütüphane statüsünün Başkanlığa çevrilmesi üzerine, 1984’te Başkanlık görevine getirildi. 1987’de emekliye ayrıldı. 

1960-1984 yılları arasında D.T.C.F. Kütüphanecilik Bölümü’nde -ek görevle- öğretim görevlisi olarak çalıştı. 

Kültür Bakanlığı’nca, Atatürk Kültür Yüksek Kurumu’nun kuruluş çalışmalarında görevlendirildi. Yüksek Kuruma bağlı Atatürk Kültür Merkezi’ne 1984’ten itibaren aslî üye seçildi. 1995’ten itibaren de Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Projesi’nde üye olarak, bu projenin Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi Alt projesinde başkan olarak çalıştı. 

Yazı hayatına 1948’de başladı. Makaleleri çok sayıda dergi ve bazı gazetelerde neşredildi. Türk Ansiklopedisi’nde kütüphanelerle ilgili maddeleri yayımlandı. Az sayıda şiir yazdı. Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı Bin Temel Eser ve Yayın Komisyonlarında üye olarak görev yaptı. 

Türk Kütüphaneciler Derneği, Türk Dil Kurumu, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türk Kadınları Kültür Derneği, Millî Kütüphaneye Yardım Derneği, Kadının Sosyal Hayatını Araştırma Derneği, Türk Folklor Araştırmaları Kurumu gibi derneklerde üyelik yaptı. Eskişehir Yunus Emre Kültür Vakfı, Bolu Köroğlu Kültür Vakfı, Cenan Vakfı mütevelli heyetlerinde kurucu üyedir. 1965-1978 arasında UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’nda Millî Kütüphane temsilcisi olarak bulundu ve 1970-1978 arası iki dönem yönetim kurulu üyeliği yaptı.

Devamını oku...
 

The History of Women’s Writing in Turkey: Samiha Ayverdi

E-posta Yazdır PDF

The History of Women’s Writing in Turkey: Samiha Ayverdi 

20 December 2013, İstanbul Şehir University, Altunizade, İstanbul

Recent decades have seen increasing scholarly interest in the role of women in the intellectual history of Turkey. One of the many significant outcomes of this research is that, alongside the focus on Ottoman Turkish women’s views as expressed in the women’s magazines of the 19th century, we have encountered diverse voices which express a variety of flourishing ethno- and religio-cultural influences. This conference seeks to discuss Samiha Ayverdi, one of the many voices in the history of women’s writing in Turkey....

Samiha Ayverdi, a prolific novelist and the founder of the Kubbealtı lodge in İstanbul, is an enigmatic figure for many other women writers. Publishing her first work in 1938, her unique voice represented a modern mystic woman’s views vis-à-vis the pervasive “daughters of the republic” at the time.

The conference organizers invite papers that address Samiha Ayverdi both as a novelist and a mystical thinker in the context of the literary history of other women writers and her influence on women’s writing. The paper submissions should include a one-page (300 words) abstract and a one-page resume (300 words.) Both Turkish and English papers are welcome.

Suggested topics:

1. Reading Samiha Ayverdi in the context of gender and mysticism,

2. Thematic and structural analyses of Samiha Ayverdi’s novels in comparison to her contemporaries,

3. Samiha Ayverdi’s role and influence on the history of women’s writing in Turkey,

4. Historicizing Samiha Ayverdi’s literary, political and religious thought and practice in her time and place.

Please send your submissions to:

Fatih Altug, Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Didem Havlioglu, Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Submission deadline: September 30, 2013
 

Üsküp’te “ Balkan Hanımefendisi Sâmiha Ayverdi’yi Anma Gecesi ’’

E-posta Yazdır PDF

Üsküp’te “ Balkan Hanımefendisi Sâmiha Ayverdi’yi Anma Gecesi ’’

Üsküp Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, ölümünün 20. yılında değerli kadın yazarlarımızdan Sâmiha Ayverdi için anma gecesi düzenledi. 30 Nisan 2013 Cuma günü gerçekleşen programa konuşmacı olarak, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Sinan Uluant, Şair A. Yağmur Tunalı, Türkolog Yard. Doç. Dr. Mehmet Samsakçı ve Ohri’den Eyüp Salih katıldı.

Programın başında konuklara, Sâmiha Ayverdi’nin hayatını anlatan kısa bir belgesel gösterildi. Daha sonra ise konuşmacılar, Sâmiha Ayverdi’nin hayatı, edebi kişiliği, eserlerini anlatan konuşmalar yaptı.

“ Tam bir Rumeli sevdalısıydı ”

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı ve Sâmiha Ayverdi’nin torunu Sinan Uluant, yaptığı konuşmasında; “Sâmiha Ayverdi vefat ettiğinde 43 yaşındaydım. Dolayısıyla kırk üç senelik bir ömrü onunla beraber yaşamak bizim için büyük bir saadet hem de büyük bir nimet oldu. Zira Sâmiha Hanımefendi, yaşayan bir kültürdü. Yaşadıklarıyla, haliyle her manada örnek olmuş bir insandı. O tam bir Rumeli sevdalısıydı. ‘Ya Rumeli de yaşayayım ya da hiç ayak basmayayım’ derdi. Beşeri münasebetlerini hiç aksatmazdı. Ailesini ve çevresini hiç ihmal etmezdi. Çocuğa da büyüğe de hürmet ederdi çünkü insanı insan olarak görürdü. Etrafındakilere muhtelif adetleri öğretirdi. 1938 yılında yazı hayatına başladı. 44 tane kitap, binlerce makale bir o kadar mektup yazdı. Bunlar hiç kolay bir iş değildi. Tasavvuf, tarih, roman, hatıra, seyahatname, mensur şiir gibi edebiyatın çok değişik dallarında eserler verdi. Sâmiha Ayverdi hiçbir zaman kalemini para için oynatmadı çünkü hep hizmet aşkı ile yazdı.” diyerek hayatından kesitler sundu.

“ Eserleri şahsiyetinin yanında sönük kalır “

Şair Yağmur Tunalı ise Sâmiha Ayverdi için şunları dile getirdi; “O, şahsiyetine ve eserlerine kolayca nüfuz edilemeyecek dünyada ender rastlanan şahsiyetlerdendir. Onun eserleri şahsiyetinin yanında sönük kalır. Sâmiha Hanımefendi’ye sadece sanatkâr demek az kalır çünkü o, yazmak için yazanlardan değildir. Sadece romancı, deneme yazarı, hatıra yazarı, mektup edebiyatı yazıcısı değil, bu tarzların hepsinde büyük bir şahsiyettir”.

“ Sâmiha Ayverdi ilk kez Üsküp’te anılıyor ”

Son konuşmacı Eyüp Salih ise; “Önemli şahsiyet, değerli yazar Sâmiha Ayverdi, ilk kez Üsküp’te anılmaktadır. Bu nedenle Yunus Emre Enstitüsü’ne müteşekkirim. Ben bir okuyucu olarak buradayım. Onun eserlerini okudukça dünyaya bakış açım değişti ve benim hayatımda farklı bir ışık oldu. Rumeli sevdalısı olması nedeniyle de benim hayatımda çok önemli bir yere sahiptir. Rumeli’nin hasretini ‘Ah Tuna Vah Tuna‘ adlı kitabında dile getirmiştir. Eserlerini okurken okuyucu bir süre sonra o mekanlarda yaşamaya başlar ve olaylara şahit olur” sözleriyle Sâmiha Ayverdi  ile ilgili düşüncelerini dile getirdi.

 

Fotoğraf Galerisi

 


Sayfa 2 - 5