SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Ney Neye Söyler Ne Der?

E-posta Yazdır PDF

Daire semai dönerek ney neye söyler ne der?

Hassaten Mevlana Celâleddin Rumî'nin mesnevisinde meşhur ilk on sekiz beytin mevzuu olmakla musikinin sınırlarını aşıp bizatihi tasavvuf konularının izahı için imtisal edilmiş, özellikle Mevlevî tarikatı ile bütünleşmiştir.

Müşahhas hali ile kamıştan öte bir şey bulamayacağımız ney, mücerredde insanın manası ile örtüşür.

Zayıf tarik ile anlatılan bir hikâyecikte Allah'ın peygamberi tarafından 'ilmin kapısı' diye taltif edilen Hz. Ali (R.A) 'nin, sahip olduğu ilim sırrını bir kuyuya fısıldadığı, sonraları kuyunun suyu ile yeşeren kamışlardan bir çobanın ney yaptığı, neyden çıkan avazın da ilim sırrını ifşa ettiğinden bahsedilir. Muteber olmayan bu hikâyecik ile neye, mana âleminden üns esintisi sunan bir nefes nazarıyla bakılmış, neyzenler de ney üflerken umumiyetle gözlerini kapatıp gaybdan haber alırcasına bir edaya bürünmüşlerdir.

İnsanın nefes verirken gayr-ı ihtiyari 'Hu' dediği söylenir. 'Hu' O demektir ve vahid ü ehad olan Hak Teâlâ kastedilir. 'Hu' diye sineden çıkan nefes neyin hicran ve hasret ile yanmış damarlarından geçtikten sonra yükselen parmaklar arasından afak-ı âleme pervaz eder, naif ve nazenin nağmeler olarak hüsünden, cemalden dem vurur. Zanların ötesinde bu çıkan sesler hicran ateşinin ciğersûz iniltileri değil, maksudu olan maşukunun güzelliğini dile getirme gayretidir. Evet, dokuz boğumunun arasındaki perdeler yırtılmış, üzerine yedi yerden kızgın demir ile delik açılıp dağlanmış, at gübresi içerisinde bilmem kaç erbain çile doldurup pişmiştir. Lakin çilesini dillendirmekten içtinap etmiş, Halil el Rahman ateşe atılırken onunla birlikte yanmaya uçan bülbül yavrusu gibi maşukunun bin bir ismini zikre durmuştur.

Mevlana neyin dem çektiği birçok mecliste kadınlar ve erkekler tarafından anlaşılmadığını söylese de 'Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil' diyen gönül ehli onun kaddi bükük derviş misali sükût hallerinden dahi çok mana çıkarmıştır.

Ney üflemek her kişinin harcı değildir. Her ney icracısı da neyzen değildir. Meşke dayalı geleneksel eğitim sistemi içerisinde önce edep vardır. Allah makamını cennet etsin, kıymetli büyüğüm Emrehan Küey gençlik çağlarında bir Mevlevi şeyhinden ney dersi aldığından bahsetmişti. Her çarşamba Manisa'dan Bornova'ya gelip bir arkadaşında kaldığını ve perşembe günleri de Üçkuyular'da oturan hocasına derse gittiğini anlattı. Hoca bir yıl boyunca anlatmış ama neyi göstermemiş. Bir yılın sonunda neyi gösterip demiş ki 'evladım bu ney, bunu abdestsiz eline almayacaksın, hiç eğri tutmayacaksın.' Altı ay sonra hoca ölmüş. Emrehan Bey dedi ki 'Ney üflemesini öğrenemedim fakat amacım o işin adabını öğrenmekti, onu öğrendim.'

Son on yıldır özellikle gençlerde ney sazına olan ilgi nazarlardan kaçmıyor. Gençyaşlarına rağmen ney icrasında ve musiki nazariyatında vukufiyet kesbetmiş Kâşif Demiröz, Ömer Bildik gibi isimlerin devlet konservatuarlarında hocalık yapmaları, ahval ve etvar itibarı ile de numune-i imtisal olmaları ney sazı için de, Türk Musikisinin geleceği için de ümit vaat ediyor. Arzu ederiz bizler de gönül ayinelerimizi saflaştırıp mücella hale getirelim ki neyin nağmeleri bizim sinelerimizde de ma'kes bulsun.

Latif Öz

http://www.antoloji.com/ney-neye-soyler-ne-der-siiri/