SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

GEL SEN DE GEL

E-posta Yazdır PDF

Haydar Aksakal

“Mevlana, Mesnevi ve Mevlevihaneler” konulu sempozyumun ikincisi 18-20 Aralık 2002 tarihleri arasında Manisa Mevlevihanesinde düzenlendi.

Celal Bayar Üniversitesi Manisa Yöresi Türk Tarihi ve Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezinin organize etmiş olduğu  sempozyuma davet edilen 36 bilim adamından, 26 sı kentimize geldi. Hindistan, Pakistan, Azerbaycan, Almanya, Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti ve Anadolu’nun muhtelif üniversitelerinden gelen misafirler, Manisa’da toplanan bilim adamlarımızla doyasıya söyleştiler. Geceleri, Ayni-Ali Kültür Evindeki sohbetlerde sevgi ırmakları aktı. Yürütme Kurulu Başkanı Emrehan Küey ve ekibi, başarının ötesinde takdir ve sevgi topladı. Bizde Pakistan, Hindistan, Azerbaycan ve Almanya’dan gelen düşünce insanları ile evrensel değerler ve insanlık üzerine bilgi alış verişinde bulunduk.

Sempozyumdan bazı bilgileri sizlere aktarmak istiyoruz. Söz Mevlana’dan ve onun düşüncelerinden olunca eskimiyor, havada, boşlukta kalmıyor. “Sarhoş Şaraptan değil bizden sarhoş oldu”,  “Gel ne olursan ol yine de gel“ demek; her babayiğidin harcı değil. Bu sözü söyleyenin Mevlana gibi olması gerek.

Doç. Dr. Tamilla Aliyeva “Tanrı insanda tecelli eder“ diyor. Prof. Dr. Nurcihan Beğüm,  Haydarabad Üniversitesinde öğretim görevlisi. Tebliğini İngilizce olarak sundu. Kendisiyle dinlenme aralarında ve öğle yemeklerinde bol bol sohbet ederken, Müslümanlık ve Türk düşünce sanatıyla ilgili sorularının cevaplarını verdik. Bizimle aynı düşünceleri paylaştığını söyledi.

Doç. Dr. Osman Bilen “Eğer sufinin yaşadığı tecrübe dile getirilemez ise, böyle bir tecrübenin varlığından da söz edemeyiz“ sözüne karşılık tartışma bölümünde; "Allah’ın Ademe öğrettiği edebiyatı lisanını anlamazsak, ona ulaşamayız. O bütün din kitaplarını kendi lisanıyla göndermiştir. Halbuki insanlar bunları kendi lisanlarıyla anlamaya çalışmışlardır." diyerek biz de kendi düşüncemizi bu bilimsel toplantıda ortaya sürdük.

Dr. Müjgan Cunbur’un Biri Mevlevi, biri mehterandan iki şaire göre Manisa tebliğini dinledikten sonra, bu güzelliği sizlerle de paylaşmak istedik:

“Manisa’ya gelen Gelibolulu Mustafa Ali Künhü’l Ahbar adlı tarihinin tezkire kısmında şair Deruni bahsinde ”Ab u heva ile behişt-asa olan Magnisa’dandur” yani suyu ve havasıyla cennete benzeyen Manisa’dandır.

Bu şairlerden biri, II. Selim’in şehzadeliğinde ve Manisa Sancak beyi iken Mehterbaşılığa tayin ettiği Udi mahlaslı şaire aittir. Şair, Macera-yı Mah adlı mesnevisinde Manisa’yı,

Akardı su-be-su ab-ı revanı
Açılmıştı serapa erguvanı

diyerek övmeye başlıyor. Manisa’nın çiçeklerinin sayılıp şehrin cennete benzetilmesinden bahseden bu şiir, 16. Yüzyıl Manisa’sı için ufak bir belge gibidir. İkinci şiir Manisalıların adını duyduklarını sandığım Mevlevi dervişi Mehmet Birri’nin kaleminden çıkmıştır."

Prof. Dr. Kenan Gürsoy, Mevlana’nın anlattığı renkleri konu alan konuşmasını yaparken, izleyiciler zevkle kendisini dinleme fırsatını buldu. ”Renkler ahenk sembolüdür, ve arkalarındaki asıl renge geçilebilmesi için bir vesile konumundadır. Yeter ki insan Kemâl’e yürüyen manevi gelişimi içersinde, kendi varlığında yer tutmuş ilahi cevheri bu renkleri de şeffaf kılarak temaşa edebilsin.”

Doç. Dr. Mahmut Erol Kılıç Manisalı Abdurrahman Sami Efendi (1876-1934) den bahsetti.

“1286 yılında Manisa’da dünyaya gelmiş, Babası hem urefadan hem de mevaliden Mehmed Asım Efendi'dir. İlk tahsilini Manisa’da alan Sami Efendi,  daha sonraki tahsili için İstanbul’a gelir ve Fatih'te Hacı Hüseyin Efendinin derslerine katılarak icazet alır. Daha sonra kendisi de Fatih medresesinde ders veren bir alim olur.”

M.Halistin Kukul, "İnsan kendini söz ile ifade eder..." diye söyleşisini Mevlana’nın bir beyti ile bitirdi.

Ham hiçbir vakit pişkin, olgun kişinin halini anlayamaz;
Öyleyse sözü kısa kesmek gerek vesselam.