SâMİHA AYVERDİ

Mütefekkir - Yazar

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Manisa’nın Şehzadesi Emrehan Küey

E-posta Yazdır PDF

Bu mübarek topraklarda nice ermişlerimiz, erenlerimiz vardır. Onlar afrasız tafrasızdır, şöhretten uzaktır. Hizmetlerini Allah rızası için, vatan aşkıyla ve bayrak sevgisiyle yaparlar. Şan, şöhret, mal, mülk sevdasında değil hiçbiri. Tam dört yıl önce (2006) ebediyete uğurladığımız Emrehan Küey de öyle bir alperendi. Kubbealtı çeşmesinden su içen, Ayverdi rahle-i tedrisinden geçen bir gönül adamıydı. Emrehan Küey ömrünün en olgun mevsimini idrak ediyordu. Hareket ve heyecan adamıydı. Ankara’ya bir toplantı için gitmişti. 13 Mart 2006 sabahı memleketine dönerken Uşak dolaylarında geçirdiği kazada hayata veda etti. Naaşı, 14 Mart günü, Hâtuniye Câmii’nde kılınan namazdan sonra Kırtık Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Emrehan Küey bu fani hayata veda etmişti. Dostlarına ilham veren, projeler üreten Manisa Şehzadesi, artık bu dünyada yaşamıyordu. Gözümde hep bir hareket adamı, koşmaktan yorulmayan bir serdengeçti olarak kalacaktır. Manisa’nın bu atak, cevval asîl çocuğu, aynı zamanda kalp adamıydı. Ziraat mühendisiydi ve toprağına kültür tohumları ekiyordu. Çocukluğu Manisa’da geçmişti. Bir çok genç gibi 1980 öncesinde acılar çekti, 12 Eylül döneminde içerde yattı. Zindanda iken de devletine bağlı, milletine sevdalıydı. Henüz 11 yaşındayken Manisa’yı ziyaret eden Sâmiha Ayverdi ile tanışmış ve ondan iltifat görmüş, dua almıştı. Kitapla olan aşkı ise öğrencilik yıllarında başladı. İzmir’in irfan yuvası olan Arı Kitabevi’ne muntazaman devam etti; Akademi Kitabevi’ni kurdu.

İzmir’de uzun yıllar kitapçılık yaptıktan sonra 90’lı yıllarda yayıncılığa başlamıştı. Kimsenin basmaya cesaret edemediği yaklaşık 150 kitabı, bütün zorluklara göğüs gererek yayımladı ve Türkiye’ye dağıttı. İnsan yetiştiriyor, geleceğe yatırım yapıyordu. Manisa ve İzmir’in kültürü, tarihi ve folkloru hakkında mühim neşriyatta bulundu. Önce İzmir’in sonra da Ege’nin en iyi sahafı oldu. 1985’de Nazlı Figen Özyürek ile evlendi, kızı Şahbânu ise 1994’te dünyaya geldi.

Eli nereye değiyorsa orası bereketleniyor, kurak topraklar irfanla bezeniyordu. Celal Bayar Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olduktan sonra 1999’da üniversitenin Yüksek Öğretim Vakfı Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Burada 22’si ders kitabı olmak üzere toplam 35 kitap yayımladı. Bir çok öğrenciye burs temin etti. Bu yıllarda rektörlük bünyesinde danışman olarak pek çok sergi, panel, konferans düzenledi. Sâmiha Ayverdi’nin Neşide Kerem Demir imzâsıyla kaleme aldığı Türkiye’nin Ermeni Meselesi kitabının Türkçe ve İngilizce baskılarını tekrar yaptırdı. Celal Bayar Üniversitesi Manisa ve Yöresi Türk Tarihi ve Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevini üstlendi. Çarşamba günleri “Manisa Konuşmaları”nı, baharda “Târih Kokan Şehir Manisa” kültür gezilerini düzenledi.

Devamlı hareket halindeydi. Durdurak bilmiyordu sanki. Mevlâna’nın âşığı, ulu yolunun hayranıydı. 2001 senesi içinde 1. Uluslararası Mevlânâ, Mesnevî ve Mevlevîhâneler Sempozyumu’na önayak oldu. 2002’de ise Manisa Mesir ve Kültür Sempozyumu’nun yanı sıra uluslararası üç sempozyum, altı panel gerçekleştirdi. Manisa Araştırmaları I ve II, Karaosmanoğlu Halit Paşa, Manisa Yangını, Ahmet Cevdet Paşa Hayâtı ve Eserleri adlı kitapların basımını sağladı. Bağış Kütüphâneciliği ve Arşivcilik çalışmalarını başlattı. Mevlânâ Araştırmaları Sanat ve Kültür Derneği’ni kurdu. 2005’te ise Mevlânâ sempozyumunun üçüncüsünü tertip etti.

Çok gayretli, çok himmetli, çok faaldi. 1996’da Aydınlar Ocağı Manisa Şubesi’nin kurucu üyesi oldu; 2001 yılından vefatına kadar başkanlığını yürüttü ocağın. Burada “Pazartesi Sohbetleri”ni başlattı. Balkanlar ve Çanakkale konularında tertiplediği konferansların yanı sıra, 2005 yılında “Fotoğraflarla Çanakkale Destanı” adlı serginin açılmasını sağladı. Sergi, daha sonra Türkiye’nin bir çok şehrinde vatandaşlar tarafından ziyaret edildi. Çanakkale Destanımızın kahramanları âdeta ayaklanmış, il il Türkiye’yi dolaşıyorlardı. Çanakkale ruhunun yaşatılması amacıyla Manisa’ya “Çanakkale Şehitleri Anıtı” yaptırmak için teşebbüste bulunmuştu. Manisa doğumlu 2540 şehidin isimlerini, bu âbide ile unutulmaktan kurtarmak istiyordu. Müdafaa-i Hukuk Dernekleri Manisa Şube Başkanlığı, Tema Vakfı Manisa Şubesi Başkan Yardımcılığı, Akhisar İlçe İnsan Hakları Kurulu üyeliği görevlerini yürüttü. Kısa bir ömre çok büyük hizmetleri sığdırabilen Emrehan Küey, çok sevdiği hadis âlimi Prof. Dr. Ali Yardım’ın vefatından 70, babası Ahmet Kudret Küey’in ebedi âleme göçmesinden 22 gün sonra Hakka yürüdü.

Ayverdi Mektebi’nin bu asîl evladı bugün ebediyet âleminde... Geçen sene rahmet-i rahmana kavuşan İlhan Ayverdi’nin komşusu olmuştur inşallah. Şehzadeler şehri Manisa, daha pek çok kahraman yetiştirebilir ve merhum Emrehan Küey’in yarım kalan projelerini tamamlayabilir.

O bütün ömrünü Manisa’ya, Manisalılara adamıştı. Aradan geçen dört yıl içinde acaba Emrehan Küey için neler yapıldı? İsmi, Manisa’da bir kültür merkezine veya caddeye verildi mi? Adına bir hâtıra kitabı hazırlandı mı? Kurucusu olduğu Akademi Kitabevi yaşatılabildi mi? Bütün bunlar ilk elde yapılmalıdır. Çünkü o, bu takdirleri ve daha fazlasını ziyadesiyle hakkediyordu.

Emrehan Küey’e Allah’tan rahmet dilerken yazımı Av. Cemil Altınbilek’in merhum için kaleme aldığı dörtlüğü ile taçlandırmak istiyorum:

Manisa, İzmir, İstanbul ayağının ucundaydı.
Hizmet, sohbet, muhabbet, ona her dem pusulaydı.
Demişti, Sâmiha Sultan, Evliya Çelebi ona,
Yine yolda, yoldaşlaydı, Ankara son durağıydı.

www.mehmetnuriyardim.com